Herhalde tarihçesini yazmaya kalkınca yazarı en dağıtacak araçlardan biridir Fantom. Kısa tarihçe diye başladım, baktım makale tadına gidiyor vazgeçtim, bilahare makaleler kısmına eklerim herhalde. Çok kısa özet geçmek gerekirse;
Bir varmış bir yokmuş;
Phantom aslen donanma savunması yapmak üzere tasarlanmıştır, piste ilk çıkmasıyla VF-74 Bedevilers uçucusu olarak güverteye konması arasındaki test süreçlerinde dönemin bütün rekorlarını altüst etmiştir. F-4H1 adı altında üretime geçmesini müteakiben, savunma bakanlığı tarafından F-4B diye isimlendirilmiştir. Bu kasadan 600 küsür adet üretilmiş olup bunların 12 adeti F-4G olarak adlandırılmıştır, G ler yeşile boyanıp uçak gemisine elektronik olarak güçlendirilmiş bir şekilde yollanmıştır. Gece operasyonlarında millet yeşil uçağı görmeyip güvertede kafayı gözü yarmaya başlayınca bu aletlerde standart donanma grisine boyanmış, akabinde de standart B konfigurasyonuna dondurulmustur.
Vietnam savaşıyla beraber cayır cayır uçmakta olan B ler fabrikaya geri çağrılıp elektronik olarak geliştirilmiş ve gövde ömürleri 1980leri görecek şekilde tadilat görmüşlerdir, bu modellere de F-4N ismi verilmiştir.
Donanmada bu hengame sürerken Hava kuvvetleride yeni uçak lazım bize diye tutturmuştur. İhaleye giren F-106A yı öncelikle gövde dışında silah taşıyabiliyor olması ve aşağı yukarı her alanda performans olarak ikiye katlaması sonucu Hava kuvvetleri de Phantomda karar kılmıştır Donanma B lerinin aynısını alıp uçağa F-110A demişlerdir.İlk parti F-110A ler B ler gibi griye boyanmış, ilk Vietnam görevlerinde iki tanesi bir Mig-19 tarafından keklik gibi avlanmıştır. Bu ne böyle ayna gibi parlıyoruz diyen Hava kuvvetleri SEA (south east asia) denen paternde en bilinen Phantom boyamısını ortaya çıkarmışlar. Savunma bakanlığıda kalkıp ne bu iş aynı uçak değişik iki isim saçmalamayın deyince de uçağın ismi F-110dan F-4C ye çevrilmiştir. Hava kuvvetleri bir süre bu B den bozma C leri kullanmışlar ve farketmişler ki alet betona inip kalkıyor, katapult kapasitesi gibi bir ağırlık tahdidi de yok, uçak ne kaldırıyorsa yükleme yoluna gitmişler. Bu ağırlık altında ezilmesin diye tekerleri büyüttürmüş ve yuvalarını kanat üstüne doğru şişirtmişler, böylece F-4C olmuş F-4D ve bilinen görünüme kavuşmuş. Hava kuvvetleri hazır elimizde yeni bir yapı var hemen foto keşif olayına da girelim bu vesileyle de RF-101 Voodoo lardan kurtulalım deyince MD deki abiler hemen bir F-4C yi alıp burnunu uzatmış ve elde ne kamera varsa buna tıkıştırıp RF-4C modelini imal etmişler. Donanma hani bana deyince de bir kısım RF-4C yi RF-4B diye bu abilere vermişler. Böylece donnmanın elinde sonu B ile bitmesine ragmen kanadı kulbu değişik iki tip Fantom olmuş. Bu noktaya kadar üretilen Fantomlar bu süreç dahilinde o kadar kombinasyona gitmiş ki bir noktadan sonra bu Bdir bu Cdir bu D dir demek zorlaşmış. Bu noktaya kadar RF olmayan modellerde gerek donanma gerekse hava kuvvetleri her türlü silahı denemiş, yer saldırısı için envai çeşit bomba ve roket sisteminin yanısıra merkeze takılan 20mm lik silah podu ana yer saldırı silahları olarak itibar görmüş. Hava hava görevi içinde önce falcon akabinde Sparrow III ve Sidewinder roketleri kullanılmış, Maksimum 8 AA taşıyabiliyor olması ve roketlerin teknoloji olarak henüz oturmamış olmadığından kelli düşman uçağı haricinde heryere gidebiliyor olması (güneşe, boşa yada dönüp kendine) fantomları bir anda hava savaşı konusunda savunmasız bırakmış. Pilotlar top topa savaşa girmeye kalkıp merkez paylondaki SUU-20 yi kullanmaya kalkıncada sallantıdan hedefi tutturamayıp ifrit olmuşlar. Buna çözüm gene fabrikadan gelmiş, ilk RF-4C prototipin kameralarını söküp buraya M-61A1 yerleştirmek suretiyle sorunu çözmüşler ve bu modele de F-4E ismini vermişler . İlk hava savaşlarında namludan çıkan gazın motora girip aleti stall etmesi üzerine de namluyu uzatıp bugün bildiğimiz F-4E lerin genel görünümü şekllendirilmiş.
Daha sonra sırasıyla J modeli, onun modifiyesi S modeli, ingiliz yan sanayi versiyonu, E den derive G wild weasel, İsrail Kurnass, ES, 2020 gibi versiyonları da imal yada tadil edilen bu uçak yarım asırdır başarıyla kullanılmakta, Konumuz olan Tamiya kit ilk E modelini ele aldığı için daha sonraki modellerin gelişimini artık başka bir kitte dile getiririm.
Tamiyanın incelediğim iki modeli temel olarak aynı parçalardan oluşmakta, EJ modelinin early E modelinin Japon versiyonu olması ve namlusunun boyu dışında farkının olmaması da bu iki kitin aynı olmasının sebebi.
Kit gri plastiğe basılı ve detay olarak oldukça zengin. Komple radar ve topu modelciye sunan Tamiya, bu detayların gösterilebilmesi için oldukça ilginç bir yol seçmiş, oda komple burun parçalarının saydam verilmiş olması. Ana yapı geçmeli ve baskı noktalarında vidalı olarak imal edilmiş, buda bu tip büyük bir konstruksiyonda ekstra emniyet sağlamakta. İniş takımları modeli taşıyabilecek şeklde metal olarak verilmiş. Öte yandan lastiklerin vinyl olması uzun vadede problem yaşanabileceğinin göstergesi
E versiyonunda kullanılan silahlar EJ de kullanılmayan parçalar listesinde, Dekal olarakda E versiyonu köpekbalığı dişli vietnam versiyonunu hakkıyla yapmaya yetecek düzeyde. EJ de ise japonca stenciller için ekstra bir dekal seti daha verilmiş.
Bu kitlerden Türk Fantomu yapmak isteyenleri ise bir dizi zorluk beklemekte, ya kanatların ucuna slat eklemek, yada revell 32den o parçayı komple çalmak. Bu eksisi dışında her eve lazım bir kit kendileri.